24/3/2007 - Mikadonun Çöpleri

Dün akşam yine bir etkinlik akşamıydı benım için ama bu sefer kültürel bir etkinlik.Melıh cevdet Anday ın yazdıgı, Zelıha Berksoy un yönettigı Timucin Esen ve Devin Özgün Çınar ın oynadağı Mikadonun Çöpleri adlı oyunu izledik. Kadın erkek ilşkileri üzerine agır dialoglar içeren düşündürücü,hızlı, akıcı, keyifli ve uzun bir oyundu.Uzun dediğime bakmayın hiç sıkılmadan izledim acıkcası.Dialoglar oyun ilerledikçe gittikce agırlaşıyor bazen kendimi bir yandan oyunu takip etmeye calışırken bir yandan da akıllıca yazılmıs dialoglar uzerine kafa yorarken buldum. Melih Cevdet Anday diyorki , "Oyunlarım içinde en anlayamadığım, bu oyundur.Bu oyunumda iki kişi var. KADIN ve ERKEK diye adlandırdığım. Bunlardan ERKEK i biraz tanıyorum, başkaldıran bir adam o...Bencil de ondan! Kendime iliskin kimi ip uçları vermiyor değil, ama kesin bilgiler değil bunlar.KADIN a gelince, onu hic tanımıyorum. Başından ne geçti de o korkunç kış gecesi kucagında çocukla sokakta kaldı? Bilmiyorum. Tuhaf olanı, o da bilmiyor.Bir söylediği ötekini tutmuyor.Zavallı bir kadın mı, yoksa yaşantılarını büyüten, onları elinden geldiğince çıkmaza sokmaktan hoşlanan bir insan mı? Belkide ERKEK in kafasında yarattığı uydurma bir kişi konuşmak için..." Acıkcası oyunu izlerken zaman zaman erkelerin kadınlar hakkındaki sikayetlerinde ( hicbir şeyden mutlu olmamaları,en ufak şeyi buyutmeleri, sürekli şikayet etmeleri vs..vs ) onlara hak vermedim degil.
Oyunda en begendiğimm ksımlardan birini burda yazmak istedim. elimden gelse hepsini yazıcam ama...
//erkek//.....mutluluk nedir diye sorsanız bana, kaşıntıdır derim.bir gün az kaldı mutlu oluyordum.bir sancı saplandı belime, kıvrana kıvrana yatağa düştüm.böbrek taşı imiş.sancıdan öleceğim.sabaha karşı idi, doktor geldi, morfin yaptı.derdemez o korkunç sancı kesiliverdi, çok güzel bir dünya başladı birdenbire... inanamıyordum... mutlu idim, tam anlamı ile mutlu.. mutluluğumu doya doya tatmak istiyordum... ama o ara, kulağımın arkası kaşındı azıcık.şöyle sinek ısırmış gibi.bense kolumu kıpırdatmak istemiyordum, mutluluğuma ara vermemek için.ama o kaşıntı bozuyordu mutluluğumu.çaresiz kaldırdım kolumu, kulağımın arkasını kaşıdım, tam olsun mutluluğum diye.kolumu gene yanıma uzattım.biraz sonra... biraz sonra gene o kaşıntı.kaşıdım, biraz sonra gene.gene kaşıdım.bitmedi, bitmedi namussuz kaşıntı, iğneledi durdu ve berbat etti mutluluğumu. o günden beri, ne zaman şöyle mutluluğa benzer bir şey duyacak olsam, bakalım bunun kaşıntısı nerden başlayacak diye beklerim.beklediğim de gelir başıma.
Melih Cevdet Anday a bu kadar karmasık ama bir o kadarda akılcı insanı düşünmeye zorlayan bir oyun yazdıgı için, Timucin Esen ve Devin Ozgun Çınar a bu kadar zor ve yorucu bir oyunu bu kadar zor bir sahnede ve bu kadar zor bir seyirci kitlesine karsı dikkatleri dagılmadan gayet iyi oynadıkları için, Baris Dincel e de bu kadar hos bir dekor tasarladıgı için hayran kaldım...Herkese şiddetle tavsiye ederim...gidilesi,görülesi....
Not: Merak edenler olursa http://en.wikipedia.org/wiki/Mikado_%28game%29
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/2/2007 - Diyarbakir-Midyat-Hasankeyf
 dort gozle bekledigim bir tatilin planlarini yapmakla mesgulum.Gerci daha cok var ama sayili gun cabuk gecirmis diye kendimi avutarak beklemedeyim. gidilecek yer diyarbakir-midyat-hasankeyf uclusu.Netden arastirmalara basladim nereleri gormeli,nerelere gitmeli,ne yemeli, ne icmeli, ne almali ??? ben bu arastirmalari yaparken bari dedim blogda da bir sorayim; tavsiyede bulunmak isteyenler cikar belki...kisisel tecrubeler, yasanmis olaylar onemli her turlu gorus ve onerileri bekliyorum. ek bilgiler gidilecek tarih: nisan sonu sure: 4 gun donuste bende fotograflarla kendi dusuncelerimi sizlerle paylasacagim :)) simdiden herkese tesekkurler....
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/2/2007 - Sobelenmek...
Sobeee..Bu kelimeyi duymayalı yada daha doğrusu sobelenmeyeli baya baya uzun zaman oldu..En son ne zamandı hatırlamıyorum bile..ama işte tek derdimizin oyun oynamak olduğu , sokaga ne kadar erken çıkıp eve ne kadar gec girersek o zaman dunyaların bizim olduğu toz pembe gunlerdeydi herhalde..
Gel zaman git zaman sanal alemlerde , binlerce kilometre uzakta ayrı bir kıtadaki arkadaşım tarafından sobelenmek de varmış. Nerdeen nereye..Neyse gelelim sobe olmuş insan evladının görevlerini yerine getirmeye
# Marketden alışveriş yaparken yeni ürünleri mutlaka alıp denerim...
Yeni ise mutlaka alırım diye birşey yok.O an ihtiyacım varsa merakıma hasıl da olmuşsa ozaman alırım işte
#İnternetden gazete okumayı hiç sevmem..
şimdi severim desem bi turlu sevmem desem bi turlu allahım bu nasıl bir çelişki ..!! hersabah saat 9 civarı simit ,beyaz peynir, çay eşliğinde ilk yaptığım işlerden biri bu..ama sevmiyorum o ayrı..
#Hiç sigara içmedim, tadını bilmem,
desem yalan olur..bilirim ama sigara tiryakisi değilim..içenede engel olmam..
# Sevgi ,saygı ve hoşgöru hayatımdan çıkaramayacağım kavramlardır. Ukalalıktan nefret ederim...
Yerine göre evet..hayatımdan çıkaramam..ama bu devirde insan herzaman hoşgörulu olamıyor maalesef ki..Mesela ukala birine hoşgöru bence bi yere kadar..
#Hayır futbolu sevmiyorum.. amaaa cim bom un yeri ayrı diyorum 
Aklıma şimdi küçükken oyunlarda sobelenen kişinin başına gelenler geldi..kendimi o sobeler gibi ortada yapa yalnız kalmış..bi oraya bi buraya koşturur gibi hissettim...sanal alemde sobelenmek de böyle oluyormuş..
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/2/2007 - sıkıcı pazar gunleri.
Yine sıkıcı bir pazar gunune İstanbul da yine yağmurla başladık.Pazar gunleri genelde yağmurlu,sıkıcı,kasvetli mi olmak zorunda ? Çocukluğumdan beri pazar gunlerinin kaderi bu sanki. Cumartesiler hep guneşli, eğlenceli ama pazarlar maalesef hep aynı. Belkide pazardan sonra pazartesi yani haftanın ilk gununun gelmesi, dolayısıyla okul varken okulun ilk gunu, iş hayatına başlayınca pazartesi sendromları vs vs nın habercisi olması pazar günlerini bu denli sevimsiz hale getiriyor..
Nedense insanın evden çıkası gelmiyor, hem pazar, hem hava kötu..kedi bi yanda ben bi yanda evde miskinlik yapıyoruz..Pazar gazeteleri de okundu bitti, çabuk bitmesin diye eki en bol olanlardan iki tane aldım üstelik ama yinede bi çırpıda bitti..Acaba ikisinde de aynı haberler mi vardı.. :) ikisinden de yemek ekleri çıktı :P içinde basit ve pratik olduğu iddia edilen tarifler var ,bakması okuması cidden cok zevkli ..yemesi de eminin zevkli olurdu ama oturup yapmak cidden gözümde buyuyor..Ayrıca da kalorili yiyeceklerden uzak durma vakti..
Saat olmus 16:15, bugunde elden gidiyor nerdeyse..Bari kaçırmadan yetişip kendime söz verdiğim yapılması gereken sıkıcı bir iki işi yapalım..
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/2/2007 - nerden baslasam ?!
ee
hayatta herseyin bir ilki varmis...bu da bir ilklerden biri benim
icin.bu sayfada neler yaparim neler anlatirim acikcasi kesinlesmis
belli bir kategoriye sokabilecegim bir seyler dusunmedim henuz. Ama
ordan burdan, sundan bundan anlatirim bende biseyler dedim ve ani bir
kararla kaydimi yaptim..devami gelicek insallah..
bu blog isi
icin beni heveslendiren , hadi hadi diyerek basimin etini yiyen
sevgili Aysecim, artik bloglarda bulusuruz diyor ve tesekkur ediyorum
:)))
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
• ozguluntarifleri • halenze • bizimada • erdaltekin • daimamutfak
|